noise-web

Gürültü kabaca hoşa gitmeyen, istenmeyen ve rahatsız edici sestir. Gürültünün insan sağlığına çok sayıda fiziksel, biyolojik ve psikolojik olumsuz etkisi vardır. En belirgin olumsuz etkisi olan gürültüye bağlı işitme kayıpları (GBİK), günümüzde erişkinlerde karşılaşılan en önemli işitme kaybı ve en yaygın meslek hastalığı nedenlerinden biridir.

Endüstriyel Odyoloji, endüstriyel gürültü, titreşimler, patlamalar ve GBİK hakkında araştırmalar yapar ve korunma yöntemleri konusunda danışmanlık yapar.

İş kazalarına, iş gücü kaybına, dolayısıyla aynı zamanda ekonomik giderlere de yol açarak işletmenin toplam verimliliğini etkilediğinden GBİK, sadece tıbbi değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sonuçlar da doğurabilmektedir. Geçici ve kalıcı eşik kaybı, bazen de akustik travma şeklinde karşımıza çıkan GBİK’de odyogramda ilk göze çarpan bulgu, 4000 Hz’de akustik çentiktir. Hala spesifik bir tedavisi olmayan GBİK önlenebilir bir durumdur. Bu nedenle gürültüden korunma ve maruziyetin önlenmesi son derece kritik bir öneme sahiptir. Bu derlemede, başlıca gürültü ile ilgili sağlık gözetimi, koruyucu önlemler, son yapılan kanuni düzenlemelerle KBB uzmanı ve odyologların sorumlulukları sunulmuştur.

Gürültü Nedir ?

Gürültü kabaca hoşa gitmeyen, istenmeyen ve rahatsız edici ses olarak tanımlanabilir. Ses, ölçülebilir ve varlığı kişiye bağlı olarak değişmeyen nesnel bir kavram iken, gürültü öznel bir kavramdır. Bir sesin gürültü olarak nitelenip nitelenmemesi kişilere bağlı olarak değişebilir. Kimilerinin severek ve eğlenerek dinlediği müzik diğerlerini rahatsız edebilir. Uluslararası standartlara göre, işitme sistemine zarar veren gürültü düzeyi 100-10.000 Mhz ve 85 dB düzeyidir. Endüstriyel gürültü ise kişilerin beğenisine bağlı olmaksızın her koşulda gürültü olarak kabul edilir.

tablo2

Günümüz de mesleki ve sosyal yaşamda teknoloji kaynaklı gürültü maruziyetinden dolayı giderek artan oranda gelişen işitme kayıpları, toplumun geniş kesimlerini etkileyen yaygın bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzun dönemde oluşan GBİK koruyucu yaklaşımlarla önlenebilirken ve rehabilitasyonu mümkünken, akut gelişen akustik travma önceden öngörülemeyen ve tedavi edil(e)mediği takdirde kalıcı işitme kaybına yol açan bir klinik tablodur.

Odyolojinin bir dalı olan “Endüstriyel Odyoloji”, endüstriyel gürültü, titreşimler, patlamalar ve GBİK hakkında araştırmalar yapar. Endüstriyel gürültüden korunma yöntemleri ile GBİK değerlendirilmesi ve tedavisi hakkında bilgi verir. Gürültülü akustik ortamlarda gürültü ölçümlerinin yapılması, bu ortamlarda yaşayan ve çalışanların işitme sağlığını korumaya yönelik gerekli önlemlerin alınması, gerektiğinde uygun rehabilitatif müdahalenin yapılmasını amaçlar.

Gürültüye bağlı işitme kaybını başlıca 3 alt başlıkta inceleyebiliriz:

1) Geçici Eşik Değişikliği

Gürültülü ortamda bulunma sonrasında işitme hassasiyetinde azalma, gürültü kesildikten sonra belirli zaman içerisinde işitme eşiklerinin gürültüye maruziyetten önceki seviyeye geri dönmesi şeklinde tarif edilir. Birçok geçici eşik değişikliği ilk iki günde (16 saatte) düzelmektedir. 40 dB’den fazla olan geçici eşik değişikliği patolojiktir ve kalıcı eşik değişikliği ile ilişkilidir.

2) Kalıcı Eşik Değişikliği

Gürültüye maruziyet sonrasında işitme hassasiyetinde tam olarak geriye dönüş olmadığı durumlarda kalıcı işitme kaybı ortaya çıkar.

Kalıcı işitme kaybı kendisini en belirgin olarak 4000 Hz’ de görülen geri dönüşü olmayan işitme kaybı ile belli eder. İşitme kaybı ilk 2-3 yılda en üst düzeyde iken, 10- 15 yıl boyunca gittikçe hızı azalarak ilerler. Gürültüye maruziyet ortadan kalktıktan sonra işitme stabilleşir.

3) Akustik Travma

Baş ve kulağa direkt gelen, bazen patlama ile birlikte olan şiddetli bir gürültüyü izleyen işitme kaybı, çınlama ve baş dönmesi ile seyreden klinik bir tablodur.Patlayıcı basınç etkisi varsa kulak zarında delinmeye orta kulak kemikçiklerinde hasara neden olabildiği gibi, sadece işitme sinirinin etkilenmesi sonucu bile işitme kaybına yol açabilir. Tedavi edil(e)mediği takdirde kalıcı işitme kaybı ile sonuçlanır.

Son yıllarda ortalama yaşam süresinin artması ve insanların sosyal anlamda daha kaliteli bir yaşam sürmek istemesi, işitme kayıplarının önlenmesini ve rehabilitasyonunu gerektirmektedir. İşitme kayıpları erken dönemde tedavi edilebilirse, hem kalıcı işitme kaybının yol açacağı işitme fonksiyonu ve iş gücü kaybı önlenebilir, hem de işitme kaybının rehabilitasyonuna yönelik maliyetin azaltılması beklenmektedir.

TANI

Yüksek şiddetli gürültüye maruz kalındıktan sonra yapılacak ilk iş, en kısa sürede kulak muayenesi ve odyolojik testler için bir Kulak Burun Boğaz Uzman Hekimine başvurmaktır.

Odyogramda ilk göze çarpan odyolojik bulgu, 4000 Hz’de “akustik çentik” denilen yüksek frekans işitme kaybıdır. İşitme testi, çalışanın gürültülü ortamdan en az 14 saat (ideali 48 saat) uzak kaldıktan sonra yapılmalıdır. Bunun sağlanamadığı durumlarda 80 dB ’in üzerindeki gürültü düzeylerinde standart kulak koruyucusu (tüm mesai boyunca) kullanılması şartıyla test gün boyu yapılabilir. İşitme testi;

İşe başlamadan önce

İşitmeye zararlı çalışma alanına başlamadan önce

İşçi, gürültülü ortamdaki işe devam ettiği sürece yılda bir kez

İşitmeye zararlı ortamdan ayrılıp farklı bir yerde çalışmaya başlamadan önce

İşten ayrılırken, yapılmalıdır.

Uzun süreli gürültünün işitme sinirinde (dış tüy hücrelerinde) yaptığı hasar, kalıcı işitme kaybına neden olur. Bu tür kayıpların uzun sürede ve yavaş yavaş oluşması, konuşmayı kapsayan frekanslardan (500-2000 Hz) başlamayıp, tiz frekanslardan (4000 ve 6000 Hz’lerde) başlaması kişinin işitme kaybının farkına varmasını engellemektedir.

Odyolojik incelemeye ek olarak yapılacak “Transient Evoked” otoakustik emisyon (OAE) ve “Distortion Product” OAE testleri, hem iç kulak hasarının boyutu, hem de iyileşmenin takibi açısından önemlidir.

Ayrıca, gürültüye bağlı işitme kayıpları, hayat kalitesini bozan bir şikayet olan çınlamanın de en yaygın sebeplerinden birisidir. Bu kişilerin yarıdan fazlasında çınlama şikayeti bulunduğu bildirilmiştir.

TEDAVİ

Gürültüye bağlı işitme kaybı önlenebilir bir durumdur ve spesifik bir tedavisi yoktur.

Geçici eşik değişikliği çoğu zaman kendiliğinden geçerken, kalıcı eşik değişikliğinde tablo sıklıkla oturmuş halde olacaktır, ancak tanı sonrası gürültüye maruziyetin önlenmesi, çalıştığı ortam/bölüm değişikliği önem kazanmaktadır. Akustik travmada genellikle hastanede yatarak ani işitme kaybı tedavisine benzer tıbbi tedavi uygulanır,böylelikle çalışan gürültülü ortamdan da uzaklaştırılmış olur.

Sistemik steroidler en sık başvurulan tedavilerin başında gelirken, hiperbarik oksijen tedavisi (HBO) ve karbojen uygulaması ile ilgili çelişkili sonuçlar bildirilmiştir.

KORUNMA YOLLARI

Gürültü riski taşıyan işlerde çalışacak kişilerin işitmeleri tam bir odyometrik muayeneden geçirilmeli ve sağlık dosyasına konulmalıdır. İşe giriş muayenelerinde amaç, öncelikle adayın kulak sağlığı açısından işe uygun olup olmadığını anlamak ve sonradan oluşabilecek işitme kayıplarının, kişinin işe girerkenki durumu ile karşılaştırılmasını sağlamaktır.

tablo4Periyodik muayenelerde ise gürültülü işlerde çalışanlarda, her 6 ayda bir işitme testleri alınmalı ve işitme kaybı görülenlerde gerekli tedbirler alınmalıdır. Periyodik muayenelerin 2000, 4000 ve 8000 Hz’de yapılması endüstriyel gürültüden korunmada erken tanı için önemlidir.

Oluşan işitme kaybı sensörinöral tipte bir kayıp olduğundan tedavisi yoktur. Ancak maruziyet kaldırılırsa ilerlemez. Gürültüye bağlı işitme kaybı önlenebilir bir durumdur ve spesifik bir tedavisi yoktur. Bu nedenle gürültüden korunma ve maruziyetin önlenmesi son derece kritik bir öneme sahiptir.

Kulak tıkaçları sadece hava yolunu kapattığı için gürültü düzeyini ancak 10-20 dB azaltabilirken, kulaklıklar kemik yolu ile iç kulağa giden seslerin izolasyonunda daha başarılıdır ve gürültü düzeyini 20-40 dB azaltabilirler. Pahalı olmaları, ağır olmaları ve baş hareketlerini kısıtladıkları için, endüstride, kulaklıklar kulak tıkaçlarına göre daha az sayıda kullanılmaktadır.

Makale Yazarları:

Fethullah KENAR,¹
Abdullah AYÇİÇEK²
¹Kulak Burun Boğaz Hastalıkları AD,
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi,
Denizli
²Kulak Burun Boğaz Hastalıkları AD,
Afyon Kocatepe Üniversitesi
Tıp Fakültesi,
Afyonkarahisar
Yazışma Adresi/Correspondence:
Fethullah KENAR
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi,
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları AD,
Denizli, TÜRKİYE
fkenar@hotmail.com

 Kaynak

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir